Menü
Menü

Covid-19 salgını süreci, toplumları, kurumları ve bireyleri pek çok farklı yönden etkiledi. Sağlıktan eğitime, perakendeden üretime, finansal servislerden turizme kadar tüm sektörlerin iş modellerini radikal olarak dönüştüren etkenlere tanık olduk.

17 Haziran 2020

Bugünlerde “krizi yönetme” durumundan “geri dönüş” planlarının uygulanmaya başladığı döneme girdik. Ancak bu geri dönüş planları gerçekten pandemi öncesine dönüş niteliğinde mi olacak yoksa bu süreçte yaşanan köklü değişim ile artık neredeyse hiçbir şey eskiye dönmeyecek mi? Bu konuda da farklı bakış açıları var. Çin, süreçte diğer ülkelere göre yaklaşık 6 hafta daha önde. Oradaki son duruma bakıldığında Nisan ayı verilerine göre %90’dan fazla şirket ve çalışanların da %75’inden fazlası yeniden aktif çalışmaya başladı fakat ekonomik hareketlilik şimdilik bunun çok gerisinde.

Kriz dönemleri, kurum ve kişilerin normal zamanlardaki alışılmış konfor alanında deneyimlemekten çekindikleri belki de üşendikleri yenilikleri denemesine, benimsemesine ve hızla adapte olmasına yol açıyor. Bu dönemde de iş yapış şekillerinde, davranışlarda ve günlük yaşamın yönetiminde özünde teknoloji, ileri veri analitiği ve dijitalleşmenin yer aldığı yeni bir norm oluştu. Dijitalleşmenin hızı ve yaygınlaşması çok çarpıcı. İlk etapta mecburiyetten, sonrasında kullanım kolaylığı ve rahatlığı nedeniyle dijital etkileşim noktaları neredeyse her sektörde ilk tercih olmayı başardı. Birkaç çarpıcı örnek:

  • Netflix 2020’nin ilk çeyreğinde yaklaşık 16 milyon yeni üye kazanırken (beklenti 7 milyondu), Zoom 100 milyondan, TikTok ise 80 milyondan fazla kez indirildi.
  • Online eğitim platformu Udemy’de kayıt olunan eğitim sayısı Mart — Nisan arasında %425 arttı. Bu artış hem teknik hem de sosyal becerilere odaklı eğitimler için geçerli.

    - Bizim sektörümüzden de çarpıcı örnekler var:

  • İngiltere’de yetişkin nüfusun %12’si (~6 milyon kişi) bankacılık uygulamalarını ilk defa indirirken, aynı dönemde ATM’lerden yapılan nakit çekim işlemleri %60 düştü
  • Benzer şekilde Türkiye’de de Mart ayındaki temassız işlem sayısı 2019’un aynı dönemine kıyasla %170 artarken 2,5 milyon kart da ilk kez temassız ödemelerde kullanıldı(4).
  • Mobil bankacılık kullanımının da artışını net şekilde ortaya koyan 2 istatistik olarak da 2020’nin ilk 3 ayındaki para transferleri işlem hacmi ile yatırım işlemleri hacimlerinin 2019’un aynı dönemine göre sırasıyla %73 ve %131 arttığını belirtebiliriz.

    Şimdi, kurumlar bu alışkanlıkların ne kadar kalıcı olacağını öngörüp yatırımlarına doğru yön vermeye çalışıyor. Bundan sonraki süreçte daha orta vadede müşterilerin ihtiyaçları ve değişen beklentilerine anlaşılır, sade, herkes için daha kapsayıcı bir deneyim ile hızla çözüm sunan kurumlar daha da ayrışacak. Burada önemli bir unsur olarak da yenilikçilik kültürü ve yeniliklere uyumlanma, bunları uygulama hızının öne çıkacağını öngörüyoruz.

    İnovasyon her zaman kriz sonrası dönemlerde daha yaygın ve öncelikli bir konu olmuştur. Tıpkı 2008 sonrası dönemde finansal alanda FinTech’lerin finansal sektörü dönüştürücü bir biçimde resme dahil olması gibi.

    Kurumların kısa vade finansalları korumak adına alacağı aksiyonlar kadar orta vadede varlıklarını sürdürebilmek için doğru yatırımları önceliklendirmeye ve yeni normale uyumlanmış yaratıcı iş modellerini ve çözümleri geliştirmeye kaynak yaratmaya ihtiyaçları var. Bankacılıkta dijitalleşmenin öncüsü olan ve bu süreçte de öne çıkan kurumlar bu konuya mevcut süreçlerine birkaç dijital dokunuş yapmayı seçmektense tamamen inovatif bir bakış açısıyla, sıfırdan yeni bir deneyim tasarlayanlar olmuştur. Yarının dünyasında da bugünün gerçeğiyle kaynak ve zaman ayırmak zorlu bir karar olsa da dijital para birimleri, blockchain ile desteklenecek tedarik zincirleri, dijital kimlikle başlayıp sonuçlanan bütünsel süreçler ön plana çıkacaktır.

    İnovasyon kültüründe ele alınacak her inisiyatif yukarıda saydığımız örnekler gibi büyük, devrimsel nitelikte olmak zorunda da değil. Her zaman olduğu gibi günlük işleyişte rutin haline gelmiş ufak diyebileceğimiz bir değişim bile çalışma modellerini kökten değiştirebiliyor. Örneğin bugüne kadar uzaktan çalışan kurumlar daha çok teknoloji alanında çalışan daha butik nitelikte kurumlar idi. Fakat pandemi sürecinde zorunlu olarak da olsa uzaktan çalışma düzenine geçen tüm kurumlar bugün uzaktan çalışma ile yakalanan verimliliği konuşur ve sahip oldukları çok katlı binaları, ofis toplantı alanlarını sorgular hale geldi.

    Yeni bir normali tetikleyen faktör bugün Covid-19 salgını ve ön planda olan yenilikler AI, IoT, blockchain olabilir, yarın faktör de, yenilikler de bambaşka konular olabilir. Sonuçta yeni normalin getireceklerini kesin olarak bilmek mümkün olmasa da, genel anlamda değişime uyum sağlayabilmek için kurumlar insan ve ihtiyaç odaklı yenilikçi bakış açısını diri tutmaya ve uygulama kalitesi ile hızını ön planda tutmaya odaklanmalı.

    Kaynaklar:
    (1) Statista, The Guardian
    (2) 9 Mart — 12 Nisan arasında Google Play Store’dan yapılan download sayılarıdır
    (3) Udemy
    (4) Bankalararası Kart Merkezi verileri
    (5) Türkiye Bankalar Birliği verileri
    (6) https://medium.com/akbank-lab

  • Bizden Haberler